özeleştiri
Dümdüz, patavatsız söylediğim için herşeyi ağzında bakla ıslanmayan bir boş boğaz olarak bilinirim..
Sadece sevdiklerime sevgimi göstermekte gidiyor bu özellik. Eğer seviyorsam önce acımasızca eleştirir, köşeye sıkıştırır, canıın acıtmak için elimden geleni yaparım.. Başarırımda.. Çok az insan bilir eğer biriyle hiç uğraşmıyorsam hiç sevmiyorum, ilgilenmiyorum, önemsemiyorum demektir..
Kasap sevdiği postu yerden yere vururmuş.. Postun yedi ceddini yerden yere vuruyorum. Post feryat eder ‘’sevme beni, ne olur sevme” diye..
Kimse mani olamaz sevmeme.. Bizzat sevgilinin kedisi ‘’sevme beni” desede değiştirmez sonucu.. Uzaktan severim yinede..
Sanılanın, anlaşılanın, hatta benim anlattığımın aksine sevdiğimin canını acıtmaktan zevk almıyorum. Niye zevk duyayıyım ki sevgilimin kederinden, ne kazandırır bana aşkın gidişi.. Amacım canını acıtmak değil kimsenin. Ama karşımdakinin zinde olmasını istiyorum.. Tetikte tutmalı onu hayat.. Her an karşılaşabileceği birşeye karşı hazırda cevapları olmalı.. Uyuyan bir zihni sevemem.. Uyanık olmalı..
- Benim zihnim uyuyor mu yani.. Bak yine hakaret ediyorsun..
Anlaşılamamak çok sıkıcı.. Bilerek yapmıyorum bunu. ”uyuyan bir zihni sevemem” diyorum. Yani yine kendi bencilliğim, sadece kendi sevebilirliğim için yapıyorum bunu. Yine bencilliğim konuşulacak biliyorum ama kabul edilmeli artık asla bencilliğim sevdiklerime karşı işlemedi.. Hep aynı şey oluyor.. Hiç bir kötülümü görmeden kötülüklerden sorumlu tutuluyorum. Her zaman anlaşılıyorum. Ama ya geç kalıyor anlaması gereken yada bir çırpıda anlıyor yalan yanlış..
Espirilerim dalga geçmek olarak algılanıyor, hoşgörüm önemsememek.. Her ökümüzün altında babasını ziyarete gelmiş bir buzağı olup olmadığı kontrol ediliyor..
-Bak yine aynı şeyi yapıyorsun.. Seni kimse çekmez bu halinle..
Hayır yanılıyorsun işte yine.. Herkes çekiyor beni.. Herkes ayrı bir tarafa çekiyor.. Var olan beni alıp buradan başka bir yere götürmek için uğraşıyorlar.. Ayaklarımı diriyorum, geçtiğim duvarlara tutunuyorum ama çekiyorlar.. Gitmek istemediğim yerlere götürmeye çalışıyorlar zihnimi.. Alakasız marşlarla direniyorum.. Yüksek sesle kötü kötü şiirler okuyorlar.. Çekiyorlar beni
-Sen bir laf ebesisin.. git artık..
Aslında küfür etmeni bekliyordum.. En ağır hakaretlerle kovulmak beni daha çok mutlu ediyor.. Bir kadının ağzına yakışmayan bütün küfürleri duymak ne tuhaf bir mutluluk.. Nasıl çıldırtmışım diye kendimle durur duyuyorum.. Hadi itiraf edeyim.. Sonra o kötü sözlere, küfürlere, ağır hakaretlere hiç karşılık vermeden, sadece gülümseyerek, sadece haklısın diyerek tepki gösterirken biliyorum sonunda ‘’sen gerçekten iyi bir insansın” sözünü duyacağımı.. Belkide sırf o hakaretlere nasıl tahammül edebildiğimi gösterebilmek için küfür etmene izin veriyorum.. Belki sol yanağını uzatan ”isa” olmaya çalışıyorum.. Aşağılık bir zihin işçisiyim.. Kendime bile faydası olmayan kelimeleri soframıza koyarak deli ediyorum seni.. Üzgünüm desem birşey değişmez.. Zaten üzgünde değilim.. Ağlamanın bazen gerekçeleri açıklanamaz. Bende üzüldüğüm için değil yandığım için ağlıyorum.. Niye ağlıyorsun diye sorunca mecburen ”üzgünüm” diyorum.. Yok hayır üzgün değilim.. Ağlamak iyi geliyor galiba..
« unutulmuş sağlar / kokan ölüler | giz »
Yorumlar
Giriş yaparak yorum yazabilirsiniz.
üzerinde şu anda okumakta olduğunuz 'özeleştiri' isimli yazı 14 Tem 2007 tarihinde, saat: 23:43 'de prozac tarafından gönderilmiş.
Benzer yazıları Depresif Yazılar kategorilerinden okuyabilirsiniz. Yazar ile irtibat kurmak için email gönderebilirsiniz. Yazıya yorum yapabilir ya da yapılan yorumları RSS 2.0 ile takibe alabilirsiniz.
Eklenen Son Yazılar
- 78
- KAOS
- denizin dibine ağıt
- HAYATTA TEK BİR GERÇEK VARDIR VE ONDAN VAZGEÇEMEM [ÇELişki!]
- korkuyorum
- Senle Açamam
- Layık olan kim?
- sor bakalım
- sinsin:)
- Aşk
Bağlantılar