nehir gibi ömrümüz
her zaman kıyısında oturmak zorundayım sanki yanımdan gürül gürül akan suyun.. elimi tutup suyun üstünde kendime katmaya çalışıyorum.. her denemem sonunda elimde hüsran ıslaklıığı kalıyor.. bir kaç damla.. ellerimi serinletmeye anca yetecek.. şanslıysam bazen.. bir yudum içecek kadar aşırıyorum nehirden.. ama her zaman değil.. hep bolluk içinde çağlayanlar vaad eden fallar yanılıyor ne yazık ki..
aynı suyun kıyısında benim gibi, aynı kuşkulu gözlerle suyu seyreden, aynı benim gibi parmaklarıyla nehiri zaptetmeye çalışan başkaları var.. bazıları memnun bu ellerini ferahlatan serinliğe değebildiği için.. bazıları kızgın.. suyun kenarında kaplarıyla durup nehirden dilediğince pay alan, tepeden tırnağa serinleyen, hatta oyun olsun diye bol gelen suyu bizim üstüme doğru savuran kalabalığa..
kızgın olanlar saldırıyor bu ellerinde yaldızlı kovalarla bekleşen azınlığa.. kovalarını korumak için ellerinde silahları var.. yakalananlar yırgılanıyor suyun hükmüyle.. bazıları itiliyor nehrin sularına.. o hasret çektiği şeye… sonsuzluğa.. bazıları tekrar elleriyle suya hükmeye çalışanların arasına döndürülüyor.. bazıları ise kendilerine daha çok su alsın nehirden diye çalıştırıyorlar.. çektiği bir kova su için yarım bardak su ile ödüllendiriyorlar efendileri tarafından..
biz halen nehrin kıyısındayız.. nehre atlamak çok kolay.. bazen düşünmüyor değilim.. hasret olduğun nehire karışarak yok olmak.. ama çok kolay..
kovalarıyla oturanlara saldırı planlarıda yaptık çoğu zaman ‘kısa çöp uzun çöpten hakkını alacak elbette’* diye savaşa giriştik.. bazı kısa çöpler uzun çöplerin tarafını tuttuğu için kaybedildi bütün savaşlar..
şimdi ne yapmalıyız.. nehir var önümüzde.. akıyor.. ellerinde kovaları olanlar dahil hiç kimse tutamıyor.. nehir sonsuza doğru akıyor..
bu nehire dokunabilmek ayrıcalık.. nehire atlamak kolay ancak suya karışanları bir daha görememek.. suya karışanın geride kalanları bir daha görememesi.. yok hayır.. su bizi çağırana kadar suya atlayamayız..
ne yapmalıyız ama.. nehir akıyor.. hemde çok hızlı.. önümüzden akan hiç bir suyu bir daha göremiyoruz.. öyle hızlı ki nehir anlayamıyoruz.. ne yapmalıyız ama..
ellerimde kalan suyu daha çok olsun diye uğraşacağım artık.. avucumu daha büyük açıp daha çok su almaya çalışacağım nehirden.. ama bir gün kovam olsa dahi ellerinde su kalmayanları, sudan nasibini alamayanları unutmayacağım..
eğer unutursam beni aynı suda boğmalı tanrı.. eğer unutursam susuzluktan yananları.. kerbelayı her gün yaşanları..
şimdi önce bu nehirden su almayı öğrenmeliyim.. öğrenmeliyiz..
« yalnızlık duası | Öye içimdesin ki… »
Yorumlar
Giriş yaparak yorum yazabilirsiniz.
üzerinde şu anda okumakta olduğunuz 'nehir gibi ömrümüz' isimli yazı 17 Ağu 2007 tarihinde, saat: 22:06 'de prozac tarafından gönderilmiş.
Benzer yazıları Depresif Yazılar kategorilerinden okuyabilirsiniz. Yazar ile irtibat kurmak için email gönderebilirsiniz. Yazıya yorum yapabilir ya da yapılan yorumları RSS 2.0 ile takibe alabilirsiniz.
Eklenen Son Yazılar
- denizin dibine ağıt
- HAYATTA TEK BİR GERÇEK VARDIR VE ONDAN VAZGEÇEMEM [ÇELişki!]
- korkuyorum
- Senle Açamam
- Layık olan kim?
- sor bakalım
- sinsin:)
- Aşk
- nenni
- sana gelirken
Bağlantılar